Yağmur

Çocukluğumun  kabusu gök gürültülerini, şimdiki benin bu kadar özleyip seveceğini bilemezdim. Her yağmurda özlemle bekleyeceğimi de.

umbrellas.quenalbertini: Sat down under the rain via handbagsandhandguns: Bugün, masamın balkona açılan kapının karşısında durduğu için minnettarım. Hem usul usul yağmur yağıyor, hem de derinlerden bir yerlerden gök gürültüsü geliyor. İçimi dolduran huzur ve özlem duygularına seve seve bırakıyorum kendimi. Çocukluk korkusunun, yetişkinlikte huzura dönüşebileceğini görmek içimi mutlulukla dolduruyor. Çünkü çocuk beyni taze sürülmeye başlanmış, ekilmeyi bekleyen bir tarla gibidir. Oraya atılan tohumların iyi olduğundan emin olamadığımız gibi, nasıl bir meyve vereceğini de bilemiyoruz çoğu zaman. Yağmurun kimine bereket kimine “felaket” getirebileceği gibi. Yağmurdan önce gelen hafif esintinin ıslak kokusunu duyduğum zaman, acaba yanında gürültüsünü de getiriyor mu diye bakındım. Bu seferki esintiye kararmış bulutlar da eşlik ediyordu. İçimde bir kıpırtı uyandı. Galiba bu sefer yalnız gelmeyecek. Eski dostunu da yanında getirecek benim için.  Düşmeye başlayan damlalara ilk uğultu da eşlik etti. İşte beklediğim an dedim! Ne güzel bu ayrılmaz ikilinin eşliği! Damlara, yapraklara, yollara şapır şapır vuran ıslaklık ve sanki sakın bundan şikayet etmeyin dercesine peşinden gelen gürültü. Bugünün sabahında gelen yağmuru da gök gürültüsünü de usulca kucakladım. Hoş gelmişlerdi!


Otlar biçilmiş kurumaya bırakılmış. Gözlerimiz bulutları takip ediyor. Ama belli, bugün ziyaretçimiz var. Uzaktan uzaktan bir gürültü geliyor. Bulutlar da toplanmış şu köşeye birinin hadi demesini bekler gibi. Karşı yamaçta damlaların düşmeye başladığını görüyor ve telaşımız başlıyor. Neredeyse kurumuş olan otları ıslanmadan toplamamız gerek. Öbek öbek yaptığımız yığınları birleştirip hemen naylon ile örtüyoruz üstünü. Oluşan tepecikten yayılan taze ot kurusu kokusu gel yanıma da sana masal anlatayım der gibi. Ama gidemem. En önce annem bana deli gözüyle bakar. Yağmuru sevdiğimi nasıl söylerim. Zaten yıldırım çarpmasından da korkuyorum. Ama ıslanıyorum. Düşen her yeni damla üstümde birikmiş olan korkuları alıp götürüyor. Toprak bir damlayı bile ziyan etmeden içiyor. Temizledi ve tazeledi ulaştığı yerleri yağmur. Usul usul mezarlığa doğru gidiyor bulutlar. Arkada açan güneşin ışınları daha bir parlak. Belli ki o da yıkanmış yağmurda. Şimdi otları samanlığa taşıma zamanı. “Yiyecenler” yiyecek bizi ama hayvanlarımızın da kışın bir şeyler yemesi gerek. Bahçelerden ve çayırlardan yükselen koku, evlerinden çıkmaya başlayan insanların seslerine karışıyor. Yorgun olanların yağmur uykusuna yattıkları belli gözlerinden. Mahmurluk çökmüş üstlerine. Derenin suyu biraz artmış. Bulanık ve yeşilimsi akıyor. Ayna gibi yansıtıyor kuyunun yanındaki kavağın gölgesini. Kuyunun suyu da bulanıklaşmış. Ayaklarıma yapışan yolun tozu şimdi çamur olmuş. Ayak parmaklarımın arasından fışkırıp türlü türlü şekiller oluşturuyor. Yumuşacık, kahverengi. Tarlada ekili tütün suyunu aldı. Yarın çapalanacak. Yakın zamanda da “kırılmaya” başlanacak. Yağmurun bir sonraki gelişi ne zaman olur bilmiyorum. Ben beklicem.


Akşam karanlığında çakan şimşekler öylesine keskin ki, peşinden gelen gürültü evi sanki yerinden oynatıyor. Annemle babam karşı evde bir şeyleri örtmekle meşgul. Yağmur, şimşek, gök gürültüsü ve fırtına beraber geldi bu sefer. Mahşerin dört atlısı gibi geliyorlar son zamanlarda zaten. Elektrikler kesildi, karanlık ortalık. Bütün bu gürültü, patırtı içinde bir de kardeşimle benim korkumuzun gürültüsü var. Ne kadar çağırırsak çağıralım annemle babam işlerini bitirmeden gelmeyecek. Gelseler bile neden bağırıyorsunuz diye kızacaklar. Ansızın gelen yağmur her zaman kızdırır annemi babamı. Zifiri karanlıkta neler olup bittiğini görememenin verdiği sıkıntı, hiç geçmeyecekmiş gibi çakmaya devam eden şimşekler ve peşinden gelen acı ve keskin gök gürültüsü içimi sıkıyor. Korkumuz elle tutulacak kadar ortada ama elimizi tutacak, korkma diyecek kimse yok. Böyle geceleri sevmiyorum. Hem gök gürültüsünden hem de annemin babamın kızmasından korkuyorum. Kardeşim de öyle. Bu ansızın gelişler bizim evimizden kolayca gitmiyor. Hiç şimşek çakmasa, hiç gök gürlemese, hiç yağmur yağmasa, annemle babam hiç kızmasa… büyümedik ki daha, çocuğuz biz.

Advertisements