Memleket Havası 1

Hemen hemen iki haftalık aradan sonra yeniden buralardayım. Bir haftası memleket manzaraları ile dolu, bir diğeri de iş manzaraları. İzne çıkmak güzel de dönüşte biriken e-postaları ayıklamak gerçekten can sıkıcı. Sevmiyorum işimin bu parçasını, sadece kabul edip yoluma devam ediyorum. Ama konumuz bu değil. Memleket ziyaretimizin kısacık özetini geçmek istiyorum sadece. Her ne kadar tatil öncesi hazırlıkları sevmesem de, ay çekirdeği ailemle beraber pazar sabahı yola çıkabildik.  İpsala’ya doğru yolumuza devam ederken biraz sohbet, biraz uyku, “aaa şehir dışında yaz varmış” şaşkınlığı ile ufak bir dinlenme yerine ulaştık. Geçen sefer de aynı yerde ara vermiştik. İnsana “işte tatil yolundasın” duygusunu yaşatan bir yer. Belki de yolculukta verilen araları sevdiğim için öyle düşünüyorum:) Şimdilik sorgulamaya gerek yok. Tekrar gözlerimi açtığımda, İpsala sınır kapısına yaklaşmıştık. İşlemlerin ardından Meriç’in üstündeki yarısı kırmızı beyaz, yarısı mavi beyaz boyalı köprüye doğru yol aldık. Meriç’in ağır ağır akan, kurşun gibi suları Türkiye ve Yunanistan’ı bölüyor. İçime bir hüzün çöktü. Her göçmen bu karışık duyguları yaşıyor mu acaba diye düşündüm. Yerleştiğin topraklara alışıp benimsiyorsun, ama doğduğun toprakları da hep özlüyorsun. Araf gibi…. 

WhatsApp Image 2017-06-23 at 13.54.04

Yunanistan topraklarına geçtiğimiz zaman üstüme bir rehavet, bir tembellik çöktü. Oğlumun deyimiyle “bu ülke çok bile dayanmış, batmamış”. İş başı ve iş çıkışı arasındaki süre, Türkiye’de normal çalışma saatlerinden sonra kalınan mesai süresine denk geliyor neredeyse. Ya az ve öz çalışıyorlar, yada “AB desteği” var bu işin altında. Çok kafa yormadım zaten. Dedeağaç’a doğru yolumuza devam ettik. Bazen sırf iki dirhem bir çekirdek giyinmiş yaşlı çiftleri görmek için uğruyoruz buraya:) Tayyörler, takım elbiseler, şapka ve çantaları ile çarşı gezintisine, arkadaşları ile buluşmaya, oturup hem kahve içmeye hem de sohbet etmek için çıkıyorlar. Hele daha yaşlıları biblo gibiler:) Ama ne çok ve yüksek sesle konuşuyorlar! Bildin barele:) Biz de oturduk yanlarına ve mola verdik. Kulak kesilmeme gerek kalmadan, sağdan soldan Türkçe konuşmalar duymaya başladım. İçim bir hoş oldu…. uyandığımda Makaza sınır kapısına varmıştık…..Arkası bayram sonrası…..  

Herkesin Ramazan Bayramını şimdiden kutluyorum. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin de ellerinden öpüyorum….

Advertisements